Eski AK Partili vekil Kurt: Türkiye’nin Irak Kürdistanı’na ihtiyacı var

09/05/2019 - 14:31 Kategori Söyleşi

BasNews - Eski AK Parti Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt ile Erbil ve Ankara ilişkilerinde yeni dönemi, 31 Mart seçimlerinde Kürtlerin etkisini, Kürt seçmenin AK Parti’ye verdiği mesajları konuştuk. Kürt seçmenin AK Parti ve HDP’ye mesaj verdiğini ifade eden Kurt, “Bu seçim CHP’nin kazandığı bir seçim değil. Batıda AK Parti’nin bölgede HDP’nin kaybettiği bir seçim oldu” dedi.

25 Eylül 2017’de Kürdistan’da gerçekleşen referandum sonrasında bozulan Ankara – Erbil ilişkilerinin yeniden onarılacağını vurgulayan Kurt, “Irak Kürdistanı’nın Türkiye’ye ihtiyacı vardır. Türkiye’nin de Irak Kürdistanı’na ihtiyacı var. Türkiye, Irak Kürdistanı ile dostluk geliştirmekten fayda görecektir. Irak Kürtleri bugün inkar ve göz ardı edilemez bir pozisyona sahip. Yok, sayarak kimse bir yere varamaz” diye konuştu.

Batıda Kürtler CHP’ye daha çok destek verdi. Kürt kentlerinde HDP’ye olan kırgınlık da belirleyici oldu. Son seçimi Kürtler açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Batıda Kürtlerin AK Parti’den uzaklaşarak CHP’ye destek verdiklerini gördük. Bunun bir sebebi, batıda özellikle Kürtlerin uzun süre entegre olmalarına fırsat verilmemesi. Örneğin bugün İstanbul’da 11 belediye başkanı Trabzonlu. Böyle bir bölgesel dengesizliğin oluştuğunu çok net görmek lazım. Bu konuda AK Parti tabanına oy veren Kürtlerde, İstanbul, İzmir, Adana, Mersin gibi kentlerde temsilde istedikleri noktada olamama gibi bir hissiyat güçlü bir şekilde oluştu. Bu uzun süredir dile getiriliyordu ve artık tepkiselliğe dönüştü. Bir başka boyutu da MHP ile ittifak sonrasında PKK’nin masayı devirmesiyle AK Parti politikalarında PKK ile Kürtlere kızgınlık arasındaki çizginin kaybolmasına ilişkin bir tedirginlik de gelişti. Özellikle bölgede iktidar sayılabilecek HDP açısından bakıldığında, çukur siyaseti, Kürt meselesini sola indirgeme, kendi mahallelerinde muhtar bile olamayacak isimlerin Kürt kentlerinde aday gösterilmesi, çözüm sürecinde vatandaşı haraca alması gibi etkiler Kürtlerin tepkisine neden oldu. Batıda AK Parti, bölgede HDP tepkisel bir oy aldı. Terbiye edici bir oy aslında bu. Yani CHP kazanmadı, AK Parti kaybetti. Bölgede de HDP de kaybetti, tabanları tepkilerini, tavrını gösterdi. Türkiye’deki ekonomik sorunların derinleşmiş olması, hukuksal anlamda insanların istedikleri güvenceyi alamaması da etkili oldu.

Peki, Kürtlerin AK Parti’ye verdiği bu mesajı AK Parti iyi değerlendirebilecek mi? Yani mesaj yerini buldu mu sizce?

HDP’nin açısından da ifade etmek isterim. ‘Bir mesaj aldık, bunun için gereğini yapalım’ diyeceğini zannetmiyorum. Çünkü HDP çözüm sürecinde de gösterdi ki kendi kendini yönetebilen bir parti değil. PKK ile bağlantı olarak uluslararası ilişkilere ilintili olmak zorunda kaldı. AK Parti açısından da çok koyla olduğunu söyleyemem. Uzun zamandır kendi içerisinde ayrışmalar yaşanıyor. Kraldan çok kralcıların olması, paralı trollerin AK Parti içerisinde ve dışında yaratmış olduğu rahatsızlık kolay kolay  giderilebilir mi doğrusu ben de merak ediyorum.

Kürt kentlerinde HDP’nin kazandığı bazı belediyelerde mazbataların verilmemesini ve Mardin’de AK Parti’nin Ahmet Türk’ün "hasta ve yaşlı olduğu, belediye başkanlığı görevini yapamayacağı" gerekçesiyle İl Seçim Kurulu’na yapmış olduğu başvuruyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

KHK ile verilen kararları Yüksek Seçim Kurulu’nun büyük bir hatası olarak görüyorum. “Seçime girme yeterliliği vardır” dediğiniz bir insana seçimden sonrasını öngörmüyorsanız sorgulanması gerekir. Etik bulmuyorum. Ama böyle bir karambol içerisinde HDP’nin bu adayları neden değiştirmediği de insanların kafasında soru işaretleri doğuruyor. Ama özü itibariyle demokrasi ve hukuk açısından Yüksek Seçim Kurulu’nun seçime girmesine izin verdiği kişilerin mazbata alma yeterliliğini de kabul etmiş olması lazım.

Son günlerde CHP’nin yaşadıkları ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun saldırıya uğramasının, Kürtlerin batıda CHP’ye destek vermesiyle bir ilişkisi olabilir mi sizce?

Tabi bu olayların hemen arkasından bir çatışma olması, şehit haberlerinin gelmesi de sorgulanmalı. Böyle bir çatışmayı kim, neden tetikler sorgulanmalıdır. Ayrıca bir siyasetçinin böyle bir saldırıya maruz kalmasını asla insani ve demokratik bir alanda kabul edilir bulmuyorum. Ama ülkemizde öyle bir durum var ki Taner Yıldız’ın, Bekir Bozdağ’ın, şehit cenazelerinde AK Partili bakanların yaşadığı sorunları bugün bu empatiyi isteyen insanların da bununla okuması lazım. Toplumsal olarak bir empati sorunu var. Geçmişinde bu tür saldırıları nasıl yorumladığını sorgulaması lazım. Yoksa böyle bir saldırı ve linç kabul edilemez.

Referandum dolayısıyla gerilen Kürdistan – Türkiye ilişkileri önümüzdeki süreçte nasıl bir dönüşüm yaşar sizce? Askıya alınan uçuşlar yeniden başladı, Başbakan Neçirvan Barzani Türkiye’yi ziyaret etti…

Bu ilişkilerin ‘kazan – kazan’ politikasına dönüşmesi zorunludur. Referandum sürecinde de belirtmiştim. Türkiye’nin bu konudaki politikasını doğru bulmamıştım. Irak Kürdistanı, Türkiye ve Türkiye Kürtleri açısından önemli bir noktadadır. Türkiye Kürtlerinin kalbini kazanmak, ikna etmek için de bu ilişkilerin düzelmesi gerekiyor. Irak Kürdistanı’nın Türkiye’ye ihtiyacı vardır. Türkiye’nin de Irak Kürdistanı’na ihtiyacı vardır. Türkiye Kürtleri, Türkiye’deki siyaset Irak Kürdistanı ile dostluk geliştirmekten fayda görecektir. Ayrıca Irak Kürdistanı da buna mecburdur aslında. Irak Kürdistanı da geçmişe takılmak yerine yarını inşa ederken ilişkileri onarması herkesin kazanması anlamına gelir. 17/25 Aralık sürecinde özellikle Sayın Barzani’nin Amerika ve Bağdat’ı karşısına alarak petrol anlaşmalarını Türkiye ile yapması cesareti bizim dostluğumuzun ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor. Referandum dönemindeki yanlış politikaların yarattığı rahatsızlığı onarmak gerekiyor.  

ABD, İran yaptırımlarından muaf tuttuğu ülkelerden biri Türkiye idi. Bu süre bitmek üzere. Bu yaptırımlar, özellikle petrol konusunda Türkiye’yi yeniden Erbil’e yönlendirir mi sizce?

Ambargonun kendisini doğru bulmuyorum. Bir ülkeyi orman kanunlarıyla, dünyadan tecrit etme çabasını doğru bulmuyorum. Ama bu yaşadığımız bir gerçeklik. Bu gerçeklik çerçevesinde baktığımızda Türkiye, Irak Kürdistanı ile petrol süreçlerini çok daha verimli hale getirecektir. Özellikle Kerkük petrolleri konusunda daha verimli ve onarıcı olacaktır.

Referandum döneminde Ankara, Bağdat’ın yanında yer almıştı. Ancak Bağdat ile Erbil’in ilişkileri düzelmeye başladı. Bu düzelme Ankara’ya nasıl yansır?

O döne Türkiye’nin tavrı Bağdat ve İran’ı aşan bir sertlikteydi. Doğru değildi. Irak Kürtleri bugün inkar ve göz ardı edilemez bir pozisyona sahip. Yok, sayarak kimse bir yere varamaz. Ne Bağdat, ne İran ne de Türkiye…

Referandum sonrasında kapatılan PDK Ankara Temsilciliği’nin yeniden açılması söz konusu mudur sizce?

O süreçte bozulan, yıkılan tüm dengelerin yeniden onarılacağına inanıyorum. Temsilciliğin

Ankara ve Erbil ilişkilerinin düzelmesi içerideki Kürt meselesine nasıl yansır? Şu anda devam eden bir açlık grevi de var çünkü…

Açlık grevleri ayrı bir konu. Makul mantıklı bir şey değil. Kandil’den insanların kendilerini öldürmeleri konusunda talimatlar geliyor. Hükümetin bunu mantıklı görebileceğini zannetmiyorum. HDP’nin yanlışlarından bir başka yanlış. O camiadan insanların “Kendi gençlerinizi nasıl öldürüyorsunuz?” diye açıklamalar geliyor. Ve karşı göz boyama olarak hükümetin bu konuda bir adım atması gerektiğine inanılıyor. Hükümet bunu olumlu karşılamayacaktır.

İçeride bir yumuşama olur mu sizce?

Çok büyük bir hamle beklentisi yok. Anadilde eğitim meselesi var. Ancak AK Parti anadilde eğitim meselesini yerine getirdi. Üniversiteler açtı, seçmeli derler açtı, radyo – tv yayınları başlattı. Sadece anayasal güvencesi kaldı. 2010’daki referandum biraz da bunun güvence altına almaya dönüktü. Ama HDP o dönem bu adıma bile destek vermedi. Buna rağmen hükümet birçok adım attı.  Yani artık bir açılım değil üslup, dil ve kucaklaşma samimi hale getirilmesi meselesidir.