'Annelerimize barışı getiremediğimiz için özür diliyoruz'

27/01/2019 - 11:49 Kategori Söyleşi

Ruken Hatun Turhallı

BasNews - Geçen dönem DTK (Demokratik Toplum Kongresi) Eş Başkanı ve 27.Dönem TBMM- HDP Hakari Milletvekili Leyla Güven Diyarbakır Kapalı Ceza ve Tutukevinde açlık grevine girdi. Grevinin79. gününde (25Ocak2019) tahliye kararı çıktı. Güven açlık grevini dışarıda Diyarbakır'daki evinde devam ettiriyor ve bu gün itibarı ile 81. gününde.

 Leyla Güven 22 Ocak 2018 tarihinde Türkiye'nin Efrin'e gerçekleştirdiği  Zeytin Dalı operasyonuna atfen   basın açıklaması sonrası gözaltına alınmış, aynı gece tutuklanmıştı.

Bir yıllık tutukluluk süreci ardından dün, kendisi ve avukatlarının katılmadığı duruşmada, mahkeme  tahliye kararı verdi.Tahliyenin  ardından avukatı Cemile Turhallı Balsak ile sizler için bir söyleşiyi gerçekleştirdik.

-Sürpriz tahliye kararına gelmeden, Güven'in tutuklanma gerekçesi neydi ?

Leyla Güven, Afrin ile ilgili açıklamalarından hemen  sonra  22 Ocak 2018'de  gözaltına alındı ve tutuklandı. Müvekilim tutuklandığında aynı zamanda DTK (Demokratik Toplum Kongresi) eşbaşkanlığı görevini de yürütüyordu. DTK çalışmaları esnasında  yaptığı açıklama ve faaliyetler de tutuklanması yönünde bundan sonrası dava konusu edildi. Ancak, esas olan  Afrin'e yönelik eleştirileridir, açık olan da budur. Çünkü,  DTK platform olarak hala   çalışmalarını devam ettiriyor, hala aktif bir kurumdur.  Yaklaşık üç yıl bu kurumun eş başkanı olan  kişinin o güne kadar  hiçbir şekilde ifadesi bile  alınmazken, ne oldu da Afrin açıklaması ile birlikte tutuklanabildi?

'Mahkeme tahliye vermişti, savcının itirazı ile tutukluluk devam etti'

-Davanın gelişim seyrini bize kısaca  anlatırmısınız ?

Tutuklanması ile birlikte Diyarbakır E Tipi Cezaevine gönderildi. Hakkında hazırlanan iddianamede esas olarak, DTK çalışmaları   ve hükümete yönelik eleştirileri ve siyasi açıklamaları  suçlamalara konu edildi. Bu iddialar kapsamında  esas olarak, örgüt yöneticiliğinden  yargılamaya tabi tutuldu.

24 Haziran Genel Seçimleri  sonrasında Hakkari'den milletvekili seçilmesi akabinde, yaptığımız tahliye başvurusuna olumlu yanıt aldık.Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesince  tahliye edildi.Ancak, tahliye ,işlemleri devam ederken, ki  tahliye kararı Cezaevi idaresine gönderilmesine rağmen, işlemin idarece bekletildiğine tanık olduk. Açık biçimde kanunlar ihlal edildi. itirazımıza, "Savcıyı bekleyeceğiz" dendi. Bu, uygulamada hiç karşılaşmadığımız bir durumdur Mevzuat ve uygulamada savcının itirazının beklenmesi diye bir düzenleme yoktur. Aksine tahliye kararının uygulanmaması suç konusu teşkil eder..

Savcılıkça yapılan İtirazın bir üst mahkemede 20 dakika içinde sonuçlandırılmasının da bir izahı yoktur. Beş klasörden oluşan dava dosyalarının bir üst mahkemeye taşınması bile daha fazla zaman alır.  Avukatlar olmaksızın, müvekkil hakkında yeniden yakalama kararı çıkarılıp tutuklanması da, bu kararın ne kadar mesnetsiz ve .panik içinde alındığını gösteriyor.

Daha sonra  mahkeme üyelerinin  değişmemesine rağmen, mahkeme heyetinin kendi kararlarını değiştirip, tutukluluğa devam kararı vermeleri de bir çelişki.Burdan da anlaşılıyor ki,  kararlar  mahkemelere ait değildir. Sonuç bunu   gösteriyor.

Cemile Turhallı Balsak ile ilgili görsel sonucu

-Güven'in açlık grevine başlama gerekçe ve talepleri nelerdir?

Müvekilim Leyla Güven 7 Kasım 2018 tarihinde duruşmaya kelepçe ile getirilmek istenmiş ancak o kabul etmemişti. SEGBİS(Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) uygulaması ile mahkemeye bağlanmıştı. O duruşma itibariyle bu mahkemece verilecek bir kararın olmadığını, hukuki bir yargılamanın olamayacağını, bundan sonraki duruşmalara katılmayacağını söylemişti.  Ayrıca Sayın  Öcalan  üzerindeki ağır tecritin bir insanlık suçu olduğunu, ve bunu kabul edilemez bulduğu için de o gün itibariyle süresiz dönüşümsüz açlık grevine gireceğini açıkladı. Asıl  talebinin  Öcalan üzerindeki mutlak tecritin bir an önce kaldırılması olduğunu belirtti.

'Kardeşi ile görüşmesi tecritin kalktığı anlamına gelmiyor’

-Neden Abdullah Öcalanın kardeşi Mehmet Öcalan İmralı da bir  görüşme gerçekleitirdiği halde, açlık grevi eylemine son verilmedi ?

Kendisi başından beri tecritin bir görüşme sağlanarak değil de, her hükümlünün sahip olduğu haklardan eşit bir şekilde yararlanması halinde bırakacağını söylüyordu. En nihai talebi devletin kendi anayasasına, ceza infaz kanununa ve uluslararası sözleşmelere uyarak bu ağır hak ihlalinin biran önce kaldırılması talebi oldu.

Abdullah Öcalan'ın Kardeşi ile görüşmesinin bir kereye mahsus olmasının, bu tecritin kaldırıldığı anlamına gelmediğini belirtiyordu. Çünkü ona göre, 2016 yılında da benzer bir süreç yaşandı ve tecrit kalkmadı. Sayın Öcalan'ın  yine iki buçuk  yıl  görüştürülmemesinden aynı şeylerin  bu tecrübeler ışığında  tekrardan  yaşanılacağına işare etti.

-Şu anki sağlık durumu  ve şu anki grev gidişatı hakında bize bilgi verebilir misiniz ?  

25 ocak 2019 tahliye edildi, Bugün  itibariyle açlık grevinin 80. gününe girdi. Gelinen nihai aşama, kendisi için her bir saatin, dakikanın hatta saniyenin bile risk oluşturabileceği bir evre oluşturuyor. Mide krampları, şekerli sıvı dahi alamama, konsantrasyon-dikkat dağınıklığı bulunmakta ve  yürümekte güçlük çekmektedir. Genel halsizlik, şiddetli baş ağrıları septomları her gün geçtikçe daha da ağır seyretmekte.

'Annelerimize barışı getiremediğimiz için özür diliyoruz'

-Dün, beklenilmeyen bir biçimde tahliye kararı çıktı, Sizce sebepleri nelerdir, özel bir uygulama olduğunu düşünüyormusunuz ?   

Müvekkilimin başından beri tahliyeye dönük bir talebi olmadı. Kendisi suçlamaya konu yapılacak bir fiilin olmadığından hareketle, hiçbir zaman  savunma psikolojisi ile yaklaşmadı. Hatta bizlere de, "Tahliye talebinde bulunmayın, ben sorumluluğumu bir Kürt Kadın siyasetçi olarak yapıyorum. Şayet bundan ötürü yargılanıyorsam ,bu yargılama meşruiyetini yitirmiş demektir." diyordu. Yine, "Benim bir Kürt kadın siyasetçisi olarak dile getirdiklerim anayasal ve yasal hak çerçevesindedir. Yanı sıra bunlar benim ödevim ve vicdanım ile sorumluluk  gereğidir" diyordu.

Leyla Güven hiçbir zaman kendisine kişisel bir anlam yüklemedi. Açlık grevine girme nedeni buydu. Hatta son duruşmada "Annelerimize barışı getiremediğimiz için özür diliyoruz" demişti.

Açlık grevine gireceğini bizler de mahkemede öğrendik. Açlık grevi siyasi tutuklular açısından taleplerini iletmeleri için bir düşünce açıklama yöntemidir. Leyla Güven özgürken yaptığı açıklamaları, tutukluyken istikrarlı bir şekilde maalesef bedenini açlığa yatırarak yapmaya çalıştı.  

İdarenin 50. günden sonra cezaevi içinde 7 /24 ambulans bulundurulması durumun ciddiyetinin de farkında olunduğunu gösteriyordu. Özellkle ulusal ve uluslararası olabilir. Kamuoyunun baskısı, toplumsal muhalefetin bu eylem üzerinde kenetlenerek," Leyla Güven'in talebi, talebimizdir“ diyerek  sahiplenmeleri ve yine   cezaevlerindeki 250'nin üzerinde tutuklunun süresiz, dönüşümsüz açlık grevine girmesi etkili oldu.Toplumsal desteğin bu kadar güçlü olması, bu kararın verilmesinde etkili olmuştur diye düşünüyorum